Ana içeriğe atla

Ne Desek Acaba Buna?

 Fazla üzgünüm, seni düşünmek için bile fazla üzgünüm. Hatta bu üzüntü bir süre sonra gidiyor ve yerini bir boşluk alıyor; duygusuzluk. O kadar umursamaz bir hal alıyor ki bu durum. Peki bunu bu hale getiren kim? Bir insan nasıl kendini bu kadar hızlı bir şekilde bitirebilir? 

Kendimi o kadar değersiz hissettiriyorsun ki... Bana çöp gibi olan davranışlarından bahsetmiyorum bile. Asla düşünmemeni, alıştım buna zaten. Ama yine de bir süre sonra benim de sabrım doluyor. Bendeki sınırını dolduruyorsun ve tahammül edilemez bir hal alıyor. Bir de beni her şeye gülüp geçen biri olarak görüyorsun ya hani, bence o da bugünden sonra değişecek. Beni ne kadar kırdığının farkında bile değilsin, senin yüzünden ne kadar duygusuz ve umursamaz bir hale geldiğimin. Güvenimi o kadar güzel kırdığının ve bunun belki de tekrar oluşamayacağının... Hani yapılmaması gerekenler listesinin hepsine artı işareti koydun, seni de tebrik etmek lazım tabi... Bu da büyük bir başarı.

Hep ben düşünüyorum ve bir zaman geliyor artık senin düşünmen gerekiyor. Neler yaptığına şöyle bir dönüp baksan diyorum, fena olmaz.

Bu sefer de ben senin kafanda soru işareti oluşturabilecek bir şey yaptım. Bakalım bu gece hangimiz uyuyamayacak?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Değişim

                                                        Her İnsan Değişir?       O zaman değişim kelimesiyle başlayalım yazmaya, sizce aynı kalan bir şey var mı çevrenizde, bu bir eşya bir kişi ya da kendiniz olabilirsiniz... Ama düşündüğünüzde, eşyalar bile eskimeye başlar, aynı kalmazlar onları aldığınız ilk gün gibi... İnsanlarda değişir, hatta dünümüz yarınımızı tutmaz bazen. Bir gün hiçbir şeyi düşünmeyen küçücük bir çocukken diğer gün faturaları nasıl ödeyeceğini dert eden bir yetişkine dönüşmez miyiz? Seninle tanıştığımız ilk gün geliyor aklıma, ne kadar eğlendiğimiz geliyor. Gözlerimin içinin bile güldüğünü söylememe gerek  bile yok. Senle vakit geçirdikçe kendimi daha rahat hissetmeye başladığımın, bana iyi geldiğini fark etmemin… Günler geçtikçe sen de değişmeye başladın, zaten kim değişmezki? Sende beni değiştir...

Hisler

                                                                  Hisler? Kızabiliyorum sadece sana, neden olduğunu bilmek istemden kızıyorum ve sen ise bunun farkında bile değilsin. Verdiğin değeri ne kadar bilsem de yetmiyor işte, bana bu şekilde davranman bir yerde beni üzmeye başlıyor. Şu an benimle değilsin, onunlasın. Biliyorum geçirdiğin vakitten de şikayetçi değilsin. Ben arıyım dediğimde bana karşı olan tavrınla, onunla buluştuğunda olan tavrın bambaşka. Bana değer verdiğine içten inansam da yine de yetmiyor işte, bu değeri görmek istiyorum. Bana gerçekten verdiğin değeri hissetmek istiyorum, bilmek değil.  Nasıl ona bu değeri hissettiriyorsan, bende senden fazla bir şey istemiyorum. Kırılıyorum işte sadece, sende fark etmeden kırmaya devam ediyorsun beni. Ben hep düşünüyorum, sense hep yoruyorsun. Bir yandan ...

Yaz

                                          Sende Yaz Yaz Yaz!! Bu seferki de mutlu bir yazı olsun istiyorum, yaz geliyor. Bu da ardından neşeyi getiriyor, mutlu oluyorum. Havanın açık olması, ağaçların yeşermesi, denizin çarşaf gibi olması mutlu ediyor beni. Sizi de etmiyor mu? Daha bi pozitif oluyorum. Hayata daha mutlu bir şekilde bakmak istiyorum, bütün dertlerimi bir kenara bırakarak. Bu sefer mutluyum, beni kimse üzemez, kafama takmayacağım artık. Daha rahattım, belki bir tık daha da umursamaz. Ama iyi bir umursamazlık bu, beni rahatlatan bir umursamazlık. Dediğim gibi seviyorum yazı, seviyorum havanın güzel olması... Tabi bir de yazları yaşanan şeylerin heyecanı var üstümde. Birkaç aylık bir eğlence dönemi diye de adlandırsak olur bence. Özellikle de bir tatil ilçesinde yaşıyorsanız ya da yazlıkçı olarak gelmişseniz daha bir başka oluyor yaz. Tam anlamıyla rahatlatan, ferahlatan...