Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ocak, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sınav

 Hayat sizce de sürekli sınavlardan ibaret değil midir? Ya da kendisi en büyük sınavdır bizim için desek? Her şey okula başladığımız zaman başlar, daha doğrusu o sözcüğü ilk o zaman duyarız sınav...  İlkokul başlar, biter ortaokul, lise... Döngü devam eder, yaş büyüdükçe sınavlar da zorlaşır. Biz sadece sınavların okulda belli bir zaman aralığında, bir kağıt üzerine çalıştığımız şeyleri yazmak olarak sanırız ama bu algı zamanla değişir. Lisedeyken üniversite sınavı, üniversiteden mezun olduktan sonra iş görüşmelerine dönüşür. Ve biz hep bir sınavı geçmeye çalışırız, bu bazen bir arkadaşlık sınavı olur bazen ise çalıştığımız yerde bir üst kademeye yükselme sınavı...  Siz sınav kelimesine karşı neler hissediyorsunuz? Şahsen beni öğrencilik hayatım boyunca stresse sokmuş bir kelime kendisi, iş hayatını söylemiyorum bile.. Toplantılar, sunumlar, asla bitmeyen projeler...

An

 Zaman çok hızlı geçmiyor mu? Bu seferki gerçekten hızlıydı, özellikle önemsediğiniz bir şey varsa su gibi akıp gidiyor. Bir sınav, toplantı, buluşacağınız önemli biri... Hayat o kadar çabuk geçiyor ki farkına varmak zor ve sonra dönüp arkanıza baktığınızda koca bir geçmiş görüyorsunuz, hüzün ya da mutlu bin bir anıyla dolu olan.. O an kafamdan geçen iki düşünce oluyor 'Ne kadar güzeldi...' ya da 'Ne kadar kötü günlerdi, iyi ki bitti...' diye. İki düşünce iki farklı yol; pişmanlık ya da mutluluk. Ne kadar düşünsek de zaman asla durmuyor ve geçmeye devam ediyor. Bazen bir anda sonsuza kadar kalmak istiyoruz, bu bazıları için çocukluk zamanları oluyor bazıları için de sevgilileri ile çıktıkları ilk geceleri... Herkesin farklı anları, farklı duyguları ama tek ortak özellik şu; herkes en mutlu olduğu anından kalmak istiyor, o anı sonsuza kadar tekrar tekrar yaşamak... Mutsuz olduğunda bile o zamanı hatırlatan eşyalarına bakanlar, sadece gözlerini kapatıp hayalini kuranlar.....

Otobüs

Herkes bir telaş içinde aslında, herkes kendi derdine düşmüş. Kimi kafasına kaybettiği kalemi takmış kimi işten kovulmuş ve bunu karısına nasıl söyleyeceğini düşünüyor. Sonuç olarak herkesin kafası dolu bir şekilde. Karşımda ayakta duran birkaç lise öğrencisi var, belli iki tanesi birbirlerini seviyorlar. Arada çocuk çaktırmadan kıza bakmaya çalışıyor sonra bakışlarını hızlıca kaçırıyor fark etmesin diye. Kızda umursamazmış gibi yapıyor ama umursuyor aslında çünkü o da bakıyor çocuğa… Tatlı duruyorlar, gerçekten mutluluk veriyor bana bu manzaralar. Otobüste olanların tek ortak özelliği hepsinin kulaklık takmış olması, kimse birbiri ile iletişim halinde olmak istemiyor, belki de çekiniyorlar. Eskisi gibi güvenli değil artık ortalık, haklılar. Benimde kulaklıklarım takılı, cam kenarına oturuyorum, dışarıyı izliyorum. İş çıkış saati, bir hayli de trafik var tabi. O kadar yavaş ilerliyoruz ki, zaten herkes yorgun, baygın bir halde… İnsanlar bir an önce evlerine gitmek istiyor, tabi bende… ...

Neden Ben?

                                                                 NEDEN BEN   Bugün bir şeyin yeniden farkına vardım. Hayatta bazen istemediğimiz şeyler bizi bulduğunda aklımıza gelen ilk ve en büyük soru ‘ Neden ben’ belki de sıkıştığımızda ya da zor durumda kaldığımızda kafamızda istemsizce gelen ve çıkmayan bir soru. Ama bir şeyden eminim ki oda bu sorunun cevabının bizde olmadığı, işlediğimiz bir günah, aldığımız bir beddua olarak değil… Herkes acı çekiyor ama o an bizden daha kötü olanları umursamadan en küçük bir şeyde bile kenara çekilip ağlıyoruz. En küçük şey dediğim tabi ki herkese göre değişir. Ama küçük ya da büyük tek ortak nokta o soru kalıyor ‘ Neden, neden ben?’ arkasından da şu geliyor ‘Diğer herkes mutlu, onların sorunları yok, ben niye böyleyim?’ sonra da şunun farkına varıyoruz, aslında o sorular...