Ana içeriğe atla

Hisler

                                                                 Hisler?

Kızabiliyorum sadece sana, neden olduğunu bilmek istemden kızıyorum ve sen ise bunun farkında bile değilsin. Verdiğin değeri ne kadar bilsem de yetmiyor işte, bana bu şekilde davranman bir yerde beni üzmeye başlıyor. Şu an benimle değilsin, onunlasın. Biliyorum geçirdiğin vakitten de şikayetçi değilsin. Ben arıyım dediğimde bana karşı olan tavrınla, onunla buluştuğunda olan tavrın bambaşka. Bana değer verdiğine içten inansam da yine de yetmiyor işte, bu değeri görmek istiyorum. Bana gerçekten verdiğin değeri hissetmek istiyorum, bilmek değil. 

Nasıl ona bu değeri hissettiriyorsan, bende senden fazla bir şey istemiyorum. Kırılıyorum işte sadece, sende fark etmeden kırmaya devam ediyorsun beni. Ben hep düşünüyorum, sense hep yoruyorsun. Bir yandan da mutluyum sadece arkadaş kaldığımızda ama bu nasıl bir arkadaşlık pek de emin değilim. 

Belki de ben kendimi kandırıyorum, belki de buna inanmak istiyorum. Aramızdaki bu şeyin özel olduğuna inandırmak istiyorum kendimi. Sense bazen bana bunun doğrulunu kanıtlar bazense beni kendimi sorgulamalarımla baş başa bırakıyorsun. En nefret ettiğim olay da bu işte, sen bana kendimi sorgulatıyorsun. Her şeyi yüzüne karşı açık bir şekilde söyleyebilirken bunları söyleyemiyorum sana, olanın bitenin farkında değilsin. Beni ne kadar tanıdığını sansan da en açık, en belli olan asıl şeyin farkında değilsin.

 Zaten bu farkındalık konusu da bizi en başa döndürmüyor mu? Ve sonra yine ben sayfalarca yazıyorum içimi dökmek için. Sense bunun asla farkında değilsin, dengelerimle oynadığının farkında olmanın ihtimali var mı? Ya da senin yüzünden kaç defa moralimin bozulduğunun, kendimi iyi hissetmediğimin…

Bilmiyorum bana iyi mi yoksa kötü mü geldiğinin… Sen beni nereye koyuyorsun ya da benim seni nereye koyduğum zaten tartışma konusu bile olamaz. Kabullenmek istiyor muyum hayır çünkü böyle çok iyiyiz, biz böyle çok güzeliz ve bunun bozulmasını da istemiyorum asla. Benim bozmayacağımı biliyorsun, sen bozmadığın sürece

Onunla bir fotoğrafını görmem bile beni sinirlendirmeye yetti sanırım, nedenini ise bilmiyorum, öğrenmek ise hiç mi hiç istemiyorum. Sadece kendimi bile kandırarak geçinebilirim. Gerçekleri açıklamaya gerek yok. Ve sense… Onunla beraber olman, sadece takılmak için takılman beni gerçekten deli ediyor, sinirlendiriyor. Şu an ben yokum yanında ve bir süre de olamayacağım ama o yanında… Benim, senin yanında olamayacağım süre boyunca yüksek ihtimalle o yanında olacak. Ben seni özlerken sen beni özleyecek misin acaba, işte kafama en çok takılan soru da bu zaten. Acaba sen beni özleyecek misin?

Kafamda bin bir soru varken yazıyorum yine bende bu sorularla beraber. Aslında o kadar yakınımdasın ki, elimi uzatsam dokunabilecek kadar yakınsın bana. Ama bir o kadar da uzak hissediyorum kendimi sana. Aramak istiyorum seni, sürekli yanında olmak istiyorum, hoşlanıyorum çünkü. Sen yanımdayken mutlu oluyorum, küçücük bir hareketin bile beni mutlu etmeye yetiyor. Ben seni, sen olduğun için seviyorum. Bu yüzden mutlu oluyorum ya zaten beraber vakit geçirirken, beni mutlu ediyorsun. Farkında olmasan bile...

Konuşmasak da yanımda olsan bile yetiyor bana... Ama bir anda beni o kadar kırıyorsun ki, öyle bir şey yapıyorsun, beni o kadar çok kırıyorsun ki yüzünü bir daha görmek istemiyorum.

Kafamdaki soru ise senin gerçekten ne yapmak istediğin oluyor... Zorlanıyorum, o kadar zorlanıyorum ki... Hem seni sevmeye hem de senden nefret etmekte, bende hangisini seçeceğimi bilmiyorum. İki seçenek de çok zor geliyor bir süre sonra...

İnanmak istiyorum, beni sevdiğine inanmak istiyorum... Seninle beraber vakit geçirmeye devam etmek, beraber gülmek istiyorum. Ama her geçen gün benim için güzel olan bu küçük anıları sen daha da önemsizleştiriyorsun ve bitirmeye çalışıyorsun. Farkında değil misin hala bana nasıl davrandığının? Çünkü ben bir insanın bu kadar salak olabileceğini gerçekten de düşünmüyorum. 


  Yapma, demiştim 

Eğer emin değilsen, 

Yapmayalım, dedim

Başlamayalım, dedin

Gitme, dedim

Yanlış olurdu çünkü,

Seni kaybetmek,

Bir hata olurdu,

Yapabileceğim en büyük hata hem de,

Bile bile kal dedim,

Gitme, dedim

Bir kere daha,

Kaldın, hiçbir şey demeden...

Belli aslında bu hikayenin başı da sonu da... O zaman Katakulli ile yola devam diyorum:





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Değişim

                                                        Her İnsan Değişir?       O zaman değişim kelimesiyle başlayalım yazmaya, sizce aynı kalan bir şey var mı çevrenizde, bu bir eşya bir kişi ya da kendiniz olabilirsiniz... Ama düşündüğünüzde, eşyalar bile eskimeye başlar, aynı kalmazlar onları aldığınız ilk gün gibi... İnsanlarda değişir, hatta dünümüz yarınımızı tutmaz bazen. Bir gün hiçbir şeyi düşünmeyen küçücük bir çocukken diğer gün faturaları nasıl ödeyeceğini dert eden bir yetişkine dönüşmez miyiz? Seninle tanıştığımız ilk gün geliyor aklıma, ne kadar eğlendiğimiz geliyor. Gözlerimin içinin bile güldüğünü söylememe gerek  bile yok. Senle vakit geçirdikçe kendimi daha rahat hissetmeye başladığımın, bana iyi geldiğini fark etmemin… Günler geçtikçe sen de değişmeye başladın, zaten kim değişmezki? Sende beni değiştir...

Yaz

                                          Sende Yaz Yaz Yaz!! Bu seferki de mutlu bir yazı olsun istiyorum, yaz geliyor. Bu da ardından neşeyi getiriyor, mutlu oluyorum. Havanın açık olması, ağaçların yeşermesi, denizin çarşaf gibi olması mutlu ediyor beni. Sizi de etmiyor mu? Daha bi pozitif oluyorum. Hayata daha mutlu bir şekilde bakmak istiyorum, bütün dertlerimi bir kenara bırakarak. Bu sefer mutluyum, beni kimse üzemez, kafama takmayacağım artık. Daha rahattım, belki bir tık daha da umursamaz. Ama iyi bir umursamazlık bu, beni rahatlatan bir umursamazlık. Dediğim gibi seviyorum yazı, seviyorum havanın güzel olması... Tabi bir de yazları yaşanan şeylerin heyecanı var üstümde. Birkaç aylık bir eğlence dönemi diye de adlandırsak olur bence. Özellikle de bir tatil ilçesinde yaşıyorsanız ya da yazlıkçı olarak gelmişseniz daha bir başka oluyor yaz. Tam anlamıyla rahatlatan, ferahlatan...