Ana içeriğe atla

Kırılmak

                                         Ne Kadar Çok Kırılabilir Bir İnsan?

Genelde başkalarının düşüncelerini çok önemsememeliyiz, demiyor muyuz? Peki sorum şu; bunu uygulamaya geçiriyor muyuz? Demek kolay, peki yapmak? İkinci sorum şu şekilde geliyor?

-Kimin için yaşıyorsunuz?

-Kendiniz, aileniz, arkadaşlarınız, sevgiliniz...

Gerekten kimin en çok görüşlerini dikkate alıp neyin doğru neyin yanlış olduğuna karar veriyorsunuz?

Bu durumda sizce de eğer bu sorunun cevabı kendini değilseniz, kırılmak çok kolay değil mi başkaları tarafından?

 ****************************************************************************

Beni öyle bir hale getirdin ki, duygusuzlaştım. O kadar kırdın ki beni, daha fazla kırılacak yerim kalmadı. En kötüsü de salağa yatman, gözümün içine içine bakıp, hiçbir şey olmamış gibi davranman. Gerçekten fark edemeyecek kadar mı salaksın yoksa itiraf edemeyecek kadar korkak mı? Bunun cevabını alsam da yeter bana...

O kadar düşünmeden hareket ediyorsun ki, karşındakinin ne düşündüğü önemli değil. Kırıyorsun, o kadar çok kii... Ve de farkında değilsin bunu yaparken, söylemesem de olmayacaktın yüksek ihtimalle. Sonra ise yine ağlayan ben oluyorum, sense hayatına kaldığın yerden devam ediyorsun. Gerçekten ne yapmaya çalışıyorsun? Söylersen belki ikimiz de daha rahat edebiliriz. Ben çok yoruldum ve daha fazla kaldıramıyorum. Sense her şeyi bir özür mesajıyla telafi edebileceğini sanıyorsun, peki hangi sıfatla?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Değişim

                                                        Her İnsan Değişir?       O zaman değişim kelimesiyle başlayalım yazmaya, sizce aynı kalan bir şey var mı çevrenizde, bu bir eşya bir kişi ya da kendiniz olabilirsiniz... Ama düşündüğünüzde, eşyalar bile eskimeye başlar, aynı kalmazlar onları aldığınız ilk gün gibi... İnsanlarda değişir, hatta dünümüz yarınımızı tutmaz bazen. Bir gün hiçbir şeyi düşünmeyen küçücük bir çocukken diğer gün faturaları nasıl ödeyeceğini dert eden bir yetişkine dönüşmez miyiz? Seninle tanıştığımız ilk gün geliyor aklıma, ne kadar eğlendiğimiz geliyor. Gözlerimin içinin bile güldüğünü söylememe gerek  bile yok. Senle vakit geçirdikçe kendimi daha rahat hissetmeye başladığımın, bana iyi geldiğini fark etmemin… Günler geçtikçe sen de değişmeye başladın, zaten kim değişmezki? Sende beni değiştir...

Hisler

                                                                  Hisler? Kızabiliyorum sadece sana, neden olduğunu bilmek istemden kızıyorum ve sen ise bunun farkında bile değilsin. Verdiğin değeri ne kadar bilsem de yetmiyor işte, bana bu şekilde davranman bir yerde beni üzmeye başlıyor. Şu an benimle değilsin, onunlasın. Biliyorum geçirdiğin vakitten de şikayetçi değilsin. Ben arıyım dediğimde bana karşı olan tavrınla, onunla buluştuğunda olan tavrın bambaşka. Bana değer verdiğine içten inansam da yine de yetmiyor işte, bu değeri görmek istiyorum. Bana gerçekten verdiğin değeri hissetmek istiyorum, bilmek değil.  Nasıl ona bu değeri hissettiriyorsan, bende senden fazla bir şey istemiyorum. Kırılıyorum işte sadece, sende fark etmeden kırmaya devam ediyorsun beni. Ben hep düşünüyorum, sense hep yoruyorsun. Bir yandan ...

Yaz

                                          Sende Yaz Yaz Yaz!! Bu seferki de mutlu bir yazı olsun istiyorum, yaz geliyor. Bu da ardından neşeyi getiriyor, mutlu oluyorum. Havanın açık olması, ağaçların yeşermesi, denizin çarşaf gibi olması mutlu ediyor beni. Sizi de etmiyor mu? Daha bi pozitif oluyorum. Hayata daha mutlu bir şekilde bakmak istiyorum, bütün dertlerimi bir kenara bırakarak. Bu sefer mutluyum, beni kimse üzemez, kafama takmayacağım artık. Daha rahattım, belki bir tık daha da umursamaz. Ama iyi bir umursamazlık bu, beni rahatlatan bir umursamazlık. Dediğim gibi seviyorum yazı, seviyorum havanın güzel olması... Tabi bir de yazları yaşanan şeylerin heyecanı var üstümde. Birkaç aylık bir eğlence dönemi diye de adlandırsak olur bence. Özellikle de bir tatil ilçesinde yaşıyorsanız ya da yazlıkçı olarak gelmişseniz daha bir başka oluyor yaz. Tam anlamıyla rahatlatan, ferahlatan...