NEDEN BEN
Bugün bir şeyin yeniden farkına vardım. Hayatta bazen istemediğimiz şeyler bizi bulduğunda aklımıza gelen ilk ve en büyük soru ‘ Neden ben’ belki de sıkıştığımızda ya da zor durumda kaldığımızda kafamızda istemsizce gelen ve çıkmayan bir soru. Ama bir şeyden eminim ki oda bu sorunun cevabının bizde olmadığı, işlediğimiz bir günah, aldığımız bir beddua olarak değil… Herkes acı çekiyor ama o an bizden daha kötü olanları umursamadan en küçük bir şeyde bile kenara çekilip ağlıyoruz. En küçük şey dediğim tabi ki herkese göre değişir. Ama küçük ya da büyük tek ortak nokta o soru kalıyor ‘ Neden, neden ben?’ arkasından da şu geliyor ‘Diğer herkes mutlu, onların sorunları yok, ben niye böyleyim?’ sonra da şunun farkına varıyoruz, aslında o sorular hiç bitmiyor ve gittikçe de çoğalıyor. Bir süre sonra ise gözyaşları geliyor, istemsizce akan, gözleri şişiren hıçkırıklarla beraber geliyor hem de…
Tekrar oturup düşünüyorum, tekrar aynı soru,
bu da beni üzüyor. Zor geliyor bana bazen hayat, kimilerine ne kadar kolay geliyor
gibi gözükse de ben bazen bu yükü kaldırmakta ya da kendime hep aynı soruları
sormaktan yoruluyorum. Benim dışımdakiler ise bir şekilde tutunuyor gibi
duruyorlar. Belki de sadece dışarıdan öyle gözüküyor, içlerini bilemiyorum aynı
onların benim içimi bilmedikleri gibi… Ne kadar kırılsam da, ne kadar üzülsem
de onlar asla bilmiyor… Belki de ben fazla detaylı düşünüyorum, ben düşünüyorum
onlar ise bir soru bile sormuyor, belki de önemsemiyor. Ve bütün bunların
ardından yine o aynı soru geliyor ‘ Neden ben?’…
*********************************************************************************
Ne kadar geriye dönüp düşünsem de üzülüyorum. Bu duygu asla değişmiyor çünkü o zamanların geri gelmeyeceğinin farkına varıyorum ve korkuyorum belkide. Artık tek başıma olduğumun gerçeği geliyor aklıma. Farklı bir mekanda farklı insanlara farklı maceralar... Ve işin üzücü kısmı bu zamanın da geçeceğini bilmem... Hani kuşların yuvadan uçtukları zaman vardır ya, hiç dönüp arkalarına bakmazlar mı? Bence insanlar bakar, en azından ben bakıyorum. Ne kadar mutlu da olsam mutsuz da olsam geçmişe geri dönmeyeceğim ya da bir daha ailesinin yanından ayrılmayan küçük bir çocuk olamayacağım... Duygusallaşıyorum...
Bugün bir arkadaşımla telefonda konuşuyorduk, ikimizin de stresli bir dönemi ve ikimizde dert yanıyoruz karşılıklı. Stres, mutsuzluk, yalnızlık...Konuşmaya devam ederken arkadaşım şöyle bir şey dedi:
-Yakınımdakiler mutsuz olduğumda bile bana gülmemi söylüyorlar, mutluyum dememi bekliyorlar ama ben bunu demek istemiyorum. Mutsuz olduğumda bu duyguyu yaşamak istiyorum, niye mutluyum gibi davranarak kendimi kandırayım ki? Mutlu olduğumda nasıl mutsuz gibi davranmıyorsam, mutsuz olduğumda da mutlu gibi davranmak istemiyorum. O an içinde bulunduğum duyguyu yaşamak istiyorum, aksi takdirde başka duygularımın değerini nasıl anlayabilirim ki? Her zaman mutlu olursam mutluluğun değerini de bir süre sonra unutmayacak mıyım?
Söyledikleri gerçekten aklıma yattı. Sadece mutluyum demekle mutlu olunuyor mu ya da sürekli mutlu olunduğunda bu duygunun değerini unutmuyor muyuz? Üzgün olduğumda daha fazla mutuymuş gibi davranmak istemiyorum, özellikle de kendimi kandırmak istemiyorum artık.
YANIMDAKİ İNSANLAR HER NE KADAR BENİ SÜREKLİ MUTLU SANSALARDA BENDE MUTSUZ OLUYORUM SADECE BUNU YANSITAMIYORUM...
*******************************************************************************
Her şekilde aynı asla değişmiyor bu his, neden böyle oluyor bilmiyorum. Her yeni başlangıçta aynı, tam her şey farkı olacak diyorum tekrar aynı şekilde oluyor. Üzülüyorum sadece üzülüyorum ve en kötüsü de bunu kimse görmüyor, ben yine köşeme çekiyorum. Artık çabalamaktan yoruluyorum ama karşı taraf bunu anlamıyor ben ne zaman çabalamayı bıraksam onlar da gidiyor, sanki sadece ben istiyormuşum gibi. En kötüsü de acıtıyor, gerçekten acıtıyor… Düşüncesizlikleri, acımasızlıkları, onlar ne kadar bilmeseler de acıtıyor…
Bugün bu yazıyı da buraya bırakmak istedim. Sizde sürekli bir şeyler için çabaladığınızı ama karşılığını alamadığınızı hissediyor musunuz? Ben hissediyorum. Ne kadar dışardan çok mutlu gibi görünsem de gerçekten bazen kendimi çok yalnız hissediyorum ve bunu kimse bilmiyor. Etrafımda ne kadar insan olsa da günün sonunda yine yalnızım, sadece ben...
Her zamanki gibi yine yalnız, yine köşesine çekilmiş o çocuk… Yine üzgün, yine kırgın, sanki hiç mutlu olmamış gibi hüzünlü... Ne kadar erişebilir gibi dursa da, ne kadar bir adım uzağında olsa da sanki donmuş. Elini bile kıpırdatmaya hali kalmamış ve yine yuvasında, yine tek başına. O ne zaman tek başına olmadı ki? Mutluluğu ararken ne zaman yanına birisin buldu ki? Anladı belki de, anladı o hep yalnız olduğunu, içinde hep tek kaldığını ve bunu diğerlerinin asla görmediğini...
Yorumlar
Yorum Gönder